çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Haziran 2009 Cuma

Poşet İçinde Top


Belediye otobüsleri bazı şeylere kadir diye düşünüyorum. Özellikle insanların iki nokta arasındaki yolculuk esnasında akıllarına bu süreyi geçirmeye dönük aktiviteler geldiğini bir kez daha doğruladım. Belediye otobüsleri biraz da beyin jimnastiğinin yoğun kitlelerce birarada yapıldığı bir kamusal alan zannımca.

Mevzu şu. Otobüsteyken tam arkamda oturan dede ile torunu aralarında hararetli bir şekilde konuşuyolar. Dede 70'ini geçmiş torun 10 yaşlarında.

Torunun elinde bir top var ama poşet içinde. Neden o poşet içinde olduğunu bilmediğinden ve topunu canlı kanlı elinde görmek istediğinden topu poşetten çıkarmaya çalışıyor. Fakat anne tarafından sıkıca bağlanmış olan poşet bir türlü açılmıyor. Zaten maksat top oynamak isteyen çocuğun hayallerini suya düşürmek değil midir?

Bu muhafazakar ve otoriteryan eyleme boyun eğmeyen çocuk inatla yol boyunca topu poşetten çıkarmaya çalıştı. Bu esnada dede elindeki yaş kartını oynayarak çocuğa topu poşetten çıkarmamasını söyledi. Çocuksa aldırmadı tabi ki.

Diyalog şudur:

-Oğlum bırak elinden şu poşeti (tahayyül buraya kadar çocuğun elinde dedeye göre sadece poşet var içindeki top çocuğu veya dedeyi niye ilgilendirsin ki?)

-Ya dede topu çıkarmak istiyoruuuum.

Ve dedenin diyalog bir hızlı düşün yanlış karar ver merkezi olan belediye otobüsünde olası en mantıksız cevabı veriyor. Bağırarak:

- Saçma, saçma, saçma!!!

Ve çocuk olası en mantıklı cevabı sürekli olarak tekrarlıyor:

-Saçmaaaa, saçmaaa, saçmaaaa

Ben inene kadar çocuk susmamıştı. Muhtemelen büyüyünce büyük adam olacak.

NOT: O top neden poşettedir???!!!

10 Haziran 2009 Çarşamba

AYRINTI


Baktığın yerde olan, sana suretini göstermiş yalın bir gerçek de olabilir sadece senin tercih ettiğin renkler de. Ayrıntıda bu noktada gizli gibidir. Açık seçik olmasına rağmen. Ayrılmak birlikte olamayacak kadar belirgin olmaksa ayrı kalan iki şey ancak belirgin farkları kadar birbirine de bağlıdır.
Ayrıntıda heyecanlanırsın. Çünkü fark-ettiğin, farkı atfettiğin alttan alta senin kodlarınla yazılmış bir yalınlık gibidir o ayrıntı. Aslı senin ayrıntındır birazda. Belirgin farkları belirten sen veya senin dışında olan olması fark-etmez. Farkı yaratan vardır ki yaradılışı da ayrıntılardan ibarettir.
Duygular mesela. Kocaman bir beden içinde çocukça duyguları barındırmak hep şaşkınlık verir. Çocukça duygular kocaman bir bedende belirgindir. Zatten o yüzden farkedilir kocaman bir bedende.Mesela ayrıntılarla örülmüşse ve deneyimlenmişse duygular. Ve sadece yaşadığın koca bir şiddetse çocukluktayken. İşte o zaman ayrıntılarını toplayamadığın boş bir kesen, vadesini uzattığın hayata dair bir borcun olur. İşte o zaman kocaman beden ayrıntılardan yoksun fakat ironik olarak farkedilmiş duygular barındırır. Eğitilmemiş duygular çocuk olmaya mahkumdur. Ahlaki ölçülerle eğitilmiş koca bir akıl sunar benliğin hizmetine. İşte tam o zaman ağlamaz düşünürsün öldüğünde en garip arkadaşlar. Ve saçma zaman ve hallerde ağlarsın tıpkı “ben” gibi. Hayatta saçma olan şeyin ne kadar örüntülü gerçekler olduğunu farkedersin aynı zamanlarda. Ağlarken ağ kurarsın geçmişin her türden birikintisiyle. Film şeridi bu gibiler için ölmeden hemen önce değil ağlarken geçer gözlerinden.
Ayrıntılar işte. İnsan uygarlıklarının içine şeytanı koyduğu, “araf” ı bahşettiği ayrıntılar. Sürekli basit olduğu iddia edilen fakat aynı süreklilikte zor beliren ayrıntılar. Ayrıntıda olmak her hayat için onu farketmemek gibidir. Her yaşam alışkanlık eder, standartlaştırır kendini. Sürekli buna eğilimli olmak. Ayrıntıları bir bir aynılaştırmak olur. Her bedenin kendi içindeki gibidir.
Velhasıl ne şeytan ayrıntılarda gizlidir ne de kocaman bir bedende çocuk olmak ayrıntıdır. Bana başka şeyler söyleyin...