ayrıntı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ayrıntı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Haziran 2009 Çarşamba

Ayrıntı??


Farsça bir kelime olan tafsilat türkçede ayrıntı, örgü, bölümlemek anlamı taşıyor. Bir taraftan da ayrıntının farsçadaki karşılığı. Her ne kadar “ayrıntı” basit olanın ötesinde, derinlikli, bir bakışta fark-edilemeyen anlamı taşısa da gerçek anlamıyla “ayrı” kökü üzerinden tahayyül edilir. Her ne kadar örgü, örmek bütünü bölümlemek olsa da zihnimizde tamamen “farklı”, “bütünden bağımsız” olarak yer eder. Burda zihnimizin bölünmüşlüğünü göstermekte bir sakınca yok zannımca.

Bölünmüş zihin!!!

Kim böldü bunu lan!!

O da başka mesele ya...

AYRINTI


Baktığın yerde olan, sana suretini göstermiş yalın bir gerçek de olabilir sadece senin tercih ettiğin renkler de. Ayrıntıda bu noktada gizli gibidir. Açık seçik olmasına rağmen. Ayrılmak birlikte olamayacak kadar belirgin olmaksa ayrı kalan iki şey ancak belirgin farkları kadar birbirine de bağlıdır.
Ayrıntıda heyecanlanırsın. Çünkü fark-ettiğin, farkı atfettiğin alttan alta senin kodlarınla yazılmış bir yalınlık gibidir o ayrıntı. Aslı senin ayrıntındır birazda. Belirgin farkları belirten sen veya senin dışında olan olması fark-etmez. Farkı yaratan vardır ki yaradılışı da ayrıntılardan ibarettir.
Duygular mesela. Kocaman bir beden içinde çocukça duyguları barındırmak hep şaşkınlık verir. Çocukça duygular kocaman bir bedende belirgindir. Zatten o yüzden farkedilir kocaman bir bedende.Mesela ayrıntılarla örülmüşse ve deneyimlenmişse duygular. Ve sadece yaşadığın koca bir şiddetse çocukluktayken. İşte o zaman ayrıntılarını toplayamadığın boş bir kesen, vadesini uzattığın hayata dair bir borcun olur. İşte o zaman kocaman beden ayrıntılardan yoksun fakat ironik olarak farkedilmiş duygular barındırır. Eğitilmemiş duygular çocuk olmaya mahkumdur. Ahlaki ölçülerle eğitilmiş koca bir akıl sunar benliğin hizmetine. İşte tam o zaman ağlamaz düşünürsün öldüğünde en garip arkadaşlar. Ve saçma zaman ve hallerde ağlarsın tıpkı “ben” gibi. Hayatta saçma olan şeyin ne kadar örüntülü gerçekler olduğunu farkedersin aynı zamanlarda. Ağlarken ağ kurarsın geçmişin her türden birikintisiyle. Film şeridi bu gibiler için ölmeden hemen önce değil ağlarken geçer gözlerinden.
Ayrıntılar işte. İnsan uygarlıklarının içine şeytanı koyduğu, “araf” ı bahşettiği ayrıntılar. Sürekli basit olduğu iddia edilen fakat aynı süreklilikte zor beliren ayrıntılar. Ayrıntıda olmak her hayat için onu farketmemek gibidir. Her yaşam alışkanlık eder, standartlaştırır kendini. Sürekli buna eğilimli olmak. Ayrıntıları bir bir aynılaştırmak olur. Her bedenin kendi içindeki gibidir.
Velhasıl ne şeytan ayrıntılarda gizlidir ne de kocaman bir bedende çocuk olmak ayrıntıdır. Bana başka şeyler söyleyin...