13 Haziran 2013 Perşembe
Çarşıdan Aldım Bir Tane Eve Geldim Oha AQ
So if I asked you about art, you'd probably give me the skinny on every art book ever written. Michelangelo? You know a lot about him.Life's work, political aspirations. Him and the pope. Sexual orientation. The whole works, right? I bet you can't tell me what it smells like in the Sistine Chapel. You never actually stood there and looked up at that beautiful ceiling...Seeing that!
If I ask you about women, you'll probably give me a syllabus of your personal favorites. You may have even been laid a few times. But you can't tell me what it feels like to wake up next to a woman and feel truly happy. You're a tough kid...
I ask you about war, you'd probably throw Shakespeare at me, right? "Once more into the breach, dear friends." But you've never been near one. You've never held your best friend's head in your lap and watch him gasp his last breath lookin' to you for help.
If I asked you about love, you'd probably quote me a sonnet, but you've never looked at a woman and been totally vulnerable. Known someone that could level you with her eyes. Feelin' like God put an angel on Earth just for you, who could rescue you from the depths of hell. And you wouldn't know what it's like to be her angel, to have that love for her be there forever.
If I asked you about yourself, you'd probably array all the words about what you like, what you don't, what you've been into, but how often you've been touched into you? How often you had clash with yourlself truly without any hesitation?
What you've been is almost never what you are truly in your sense. You're the one that should really experience yourself. No one will tell you what you really think except yourself. So tell me what you've been thinking?!
What you've been experiencing?
9 Aralık 2012 Pazar
you've just gotta Stand Up!
When the world shoves you around, you've just gotta stand up and shove back! -R.Zoro-
Evoke your memories and find the right first movement one inside of you. Persuade yourself to be what you really want to be. See the differences that tug you all along the time which you've regret to spent.
Be the first one who discovered you at a glance. Glimpse yourself truly at every moment and step of you.
After all you could see the reality you really would construct.
At any dimension you can fill into.
Evoke your memories and find the right first movement one inside of you. Persuade yourself to be what you really want to be. See the differences that tug you all along the time which you've regret to spent.
Be the first one who discovered you at a glance. Glimpse yourself truly at every moment and step of you.
After all you could see the reality you really would construct.
At any dimension you can fill into.
6 Aralık 2012 Perşembe
Anında Satış!
Sigarayı bıraktım..! Ama son bir sigara daha içeyim.
Ayıp ayıp. Kişinin kendine ihaneti, hıyaneti.
Siktir git!
Ayıp ayıp. Kişinin kendine ihaneti, hıyaneti.
Siktir git!
19 Kasım 2012 Pazartesi
Kişisel Kurtuluş Savaşı
Birinci vazifem, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmekti. Üzerimde büyük bir sorumluluk vardı. Oysa önceleri sorumluluk kapıdan içeri annenin girmesini beklemekti. Sonra okumayı öğrenmem, biraz ayrıntı olacak ama eti birine kemiği diğerine emanet edilmiş çırak olmak sorumluluğumdu. Büyüdükçe aslında bir tane sorumluluk değil de eve girdiğimde bin tane sorumluluk olduğunu nar bilmecisi sayesinde kolay kavramıştım.
Mevcudiyetimin ve istikbalimin yegâne temeli buydu aslında. Sorumluluklarımın farkında olmaktı. Çoğu zaman bu sorumlulukları kendim seçmediğim gibi, seçme teşebbüslerim en fazla gerçekleştirilmesi zor ama yaparsam muhteşem olacak olanlardı. Beynime yerleştirilen bu temel, benim, en kıymetli hazinen olmalıydı. En yüksek değeri biçmem gereken şey seçmediğim sorumluluklarımdı. İrademi kendime saklamalıydım. Konu sadece itaat etmekle ilgiliydi. Sonra zaten "itaat" e "salla gitsin, uğraşma" denmeye başlandı. Boyun eğdik..! İstikbalde dahi, beni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahlarım olacaktı. Dikkat etmeliydim, kaygı duymalıydım. Oysaki aslında hiç harici bedhahlarım olmadı. Hepsi dahiliydi. Bizzat bendim! Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşecektim ve vazifeye atılmak için, içinde bulunacağım vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyecektim! İçinde bulunduğum vaziyeti düşünememeye başladım. Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilirdi. Etti de...En iyi bildiklerimi bilmediğimi, aslında hiçbirşey bilmiyorum dediğim şeyler hakkında birçok şey bildiğimi farkettim mesela. Nice kereler kendimi aldattım..! Bedbahlarım vardı. İstiklâl ve Cumhuriyetime iyelik ekini ekleyecek ve Cumhuriyet benim cumhuriyetim diyecek ve bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olan düşmanlarla savaşacaktım. Kendimle girdiğim her mücadelede emsali görülmemiş düşmanlarım vardı. Cebren ve hile ile zihnimin, bütün anlamları zaptedilmiş, bütün kelimeleri belirlenmiş, bütün hisleri anlamsızlaşmış ve karakterimin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilirdi. Yani ben bazen ben olmayabilir, yabancılaşabilirdim herşeye ve herkese en önemlisi aynadaki yüzüme. Oldu da...
Ve ben Türk istikbalinin evlâdı! Ben! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifem; yine de sorumluluklarımı yerine getirmekti! Benim sorumluluğumu hisseden bir dünyaya doğmamıştım zaten. Ve fakat muhtaç olduğum kudret, damarlarımdaki asil kanda mevcuttu!
Asil diyemem ama kişisel kurtuluş savaşım ancak kendi içimde bir irade hissedersem mümkün olabilirdi.
Şeytanla işe başladım...
3 Eylül 2012 Pazartesi
Öncesiyle Sonrasıyla
Önce içeri girdim. Etrafıma baktım. Gardrobu karıştırdım. Yatağı kontrol ettim. Baştan sona bir tur attım odanın içerisinde. Herşeyi kayıtsız dizdim bavulumdan çıkartarak. Her an toplayıp gidecekmişim gibi. Sanki çok yakında ayrılacakmışım gibi kaygısız...
Sonra posterler yapıştırdım, resimler çizdim, yazılar yazdım, düşündüm, her gece bu odaya geldim. Her köşesine benden birşeyler koydum. Odadan her çıkışımda geri geleceğimi bilerek... Çok benimdi... Aslında rahatsız etti!
Öncesinde öyleyken şimdi böyle; Sonra?..
Sonra posterler yapıştırdım, resimler çizdim, yazılar yazdım, düşündüm, her gece bu odaya geldim. Her köşesine benden birşeyler koydum. Odadan her çıkışımda geri geleceğimi bilerek... Çok benimdi... Aslında rahatsız etti!
Öncesinde öyleyken şimdi böyle; Sonra?..
29 Ağustos 2012 Çarşamba
meğer ki...
Herkes ciddiyken ben gülüyormuşum...
meğer ki ciddiysem herkes şaka yapıyormuş...
yine de bulunduğum yerde ayağımın yere bastığını bazen hissediyorum.
Biliyorum meğer ki bazen inanmam gerekiyormuş...
19 Mayıs 2012 Cumartesi
Çözülebilecek Sorunlar Sorun Olabilecek Çözümler
Şimdi bir düşünelim...
Farkettim ki sadece bir "yer" değiştirmedim. Yerleşik yaşam biçimimi de değiştirdim.
Zaten tersi de abes olurdu...
Şimdi ne değiştiğini anlama, anladığına alışma ve nihayetinde yerleşik yaşam biçimi haline getirme vakti...
İşin ilginci zaman da yerleşik değil, alıştığım tempodan bile farklı bir tempoyla değişim sanki.
Düşünelim,
Değiştirdim
Vakti abes sanki...
Şimdiyse sıra, kendim için hayatıma koyduğum kuralları yeni oyun için yeniden koymak.
Oynamak...
Düşünelim
Sıra
Kendi kurallarını oynamakta...
Düşünelim,
Vakti abes bir değişimde
Sırası gelmiş kuralların oynanma vakti.
Çok düşündük hadi yapalım...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

