16 Ocak 2009 Cuma

Yaşıcaksın Derler!!!


Bir varmış bir yokmuş...

Yaşayacaksın demişler...

Binbir hayal, bini bir para umutlar,

Olmuş....

Şimdi tutunanlar, yarınlar kadar...

Cürüm ateş olur düştüğü yeri yakar

Cürüm umut olur nefesini kaplar,

Cürüm isyan olur nefretinle yaşar...

Yaşayacaksın demişler...

Sorularsız, ıssız,

Ve yalnızken yaşamak...

O kadar çok ki...

Damarlarından akan kan kadar,

Düş kurmak,

Isıtırken yakan, ter kadar, yaş kadar,

Sınırsız yalnızlığın, çoklu mekanında olmak kadar dolu dizgin akan kan kadar, yaşamak, aslı olmadan suretsiz cürüm olup yaşamak, cürüm olup olmak, cürüm olup...

Cürümsüz derler,

Oysa ki yaşayacaksın derler!!!

6 Ocak 2009 Salı

Yıldız Tozu


"İnsan kültürlerini inceleyen dünya dışı bir ziyaretçi farklılıklarımızı benzerliklerimizin yanında önemsiz bulurdu.

Yaşamlarımız, geçmişimiz ve geleceğimiz, güneşe, aya ve yıldızlara bağlıdır.

Biz insanlar tüm dünyayı oluşturan atomları, ve bu işi yapan kuvvetleri görmüş bulunuyoruz. Ve biz, kozmozun bu bölgedeki gözleri, kulakları, düşünceleri, duyguları olarak en azından kökenimizi merak etmeye başlamış bulunuyoruz.
Yıldızları oluşturan yıldız maddesi, on milyar-milyar-milyar atomdan oluşan organize kümeler burada, bilinç kazandığı dünya gezegenine olan yolculuğunda izlediği yolu takip ederken doğanın evrimine şahitlik ediyor.

Bizim bağlılığımız türümüze ve gezegene karşıdır.Hayatta kalma ve gelişme yükümlülüğümüz, sadece kendimize karşı değil,aynı zamanda türediğimiz yaşlı ve devasa kainata karşıdır.

Biz tek bir türüz.Biz yıldız ışığı hasat eden yıldız maddesiyiz."


-Carl Sagan-
1934-1996

1 Ocak 2009 Perşembe

MABET


Kendisinden tamamen alakasız bir yerde,
Yakınlaştıkça etten kemikten farksız bir canlı gibi
Hergün anlamsız geldikçe gidebildiğim
Bir mabet
Bir yakarış
Geçmişim
O...
Kendisinden tamamen alakasız bir yerde,
Kat kat toprağın altına
Onu yaratan tanrısının elleriyle oraya gömülmüş
Çok sevemediğim,
Ağladıkça farkettiğim
Tanrısının en sadık ve hırçın kulu
Geçmişim...
Geç...miş...im...

Yıllar Doğurgan mıdır Usta?!


Sınır 20 km kadar içeride... Sınır kapısında yüksek güvenlik önlemleri. Herhalükarda tehdit olabileceğimizi hissettiren makinalılar bize doğrultulmuş...

Kasrik geçidinin bitimine denk gelen Gabar'ın etekleri Irak'ta da bizi yalnız bırakmıyor...

Belli bir süre sonra Bağdat'a 50 km mesafede bir yerleşkede mola veriyoruz....

Dalları yanmış iki ağaç ortasında paraşüt iplerinden bozma bir hamak bağlı.. Bi çocuk peşmerge uyuyor... Yavaşça yaklaşıyoruz... Bir eli hamağa sıkıca tutunmuş diğer elinde bir keleş... Hafif bir tebessüm var suratında...

31 aralık 2007 günü. Havada petrol kokusu var...

Bozuk askeri uydulardan kendine bir anten yapan yaşlıca bir adam yıkık bir binanın içinde televizyonu onarmaya çalışıyor. Kendisine yılbaşını tv izleyerek mi geçireceğini soruyoruz...

Yılbaşı mı? Gazze de akrabalarım var onlardan haber almaya çalışıyorum diyor...

Gece iyice belirginleşiyor... Havaifişek mi top mermisi mi bilemediğimiz bir nedenden bir patlama sesi duyuluyor...

Yeni yıl hoşgeldin diyoruz....

Hepimize mutlu ve barış dolu bir yıl diliyoruz... DİLİYORUZ...

22 Aralık 2008 Pazartesi

ŞAH-IS


Biliyor musun
nereden?

Yaşamın en dibinden.
İçtenliğin en içinden.

Sen ve ben
neden
gelmişsek ve gideceksek
o yere, o yerden
kendiliğimizden,
gideceğiz ve geleceğiz
o yere
yeniden

.................................

Kendi olarak, sana gelen-
sana gereksinimi olmadan, seni isteyen-
sensiz de olabilecekken, senin ile olmayı seçen-
kendi olmasını, seninle olmaya bağlayan-
O, işte...
Oruç Aruoba

15 Aralık 2008 Pazartesi

Yazılmış Öyküler


Yazılmış öyküleri unutmalı...

Geçmişim geleceğimin ön sözü olmamalı...

Bir kuş havalanmalı bir kanat çırpışı ömre bedel olmalı...

Savurmalı, götürmeli...

Hem hayat hafızaya alınacak kadar destansı mı?

erdemler kendindeki karanlığı bilen ve isteyenlerin inkar ettikleri göz yaşı olsalardı...
uzaklar gidilen, bilinen, görülen, duyulan, yaşanılan yerler olmasalardı... sadece uzaklar...
......giderdim....

zamana ve umuda çaresizce sarılanlar...

Teatral gerçek...


a. Kafan karışık...
b.Öyle olmadığını söyleyemem...
a.Peki nasıl bu kadar soğuk kanlısın?
b.Karışık olan düzmecedir!Kendimi gerçeğe bırakırım..planlamam...
a.Gerçek olduğundan nasıl bu kadar eminsin?
b.Gerçek benle huzur verici bir yerden konuşur. Ben sadece sahneyi hazırlarım...
a.Ya karmaşa ve kaos..?
b.Sahnede onlara yer yoktur çünkü rol yapmayı bilmezler..
a.Pek mantıklı gelmiyor..!
b.Mantıkla açıklanamayan olaylar vardır... İnkar edenleri bile inananlara dönüştürür. Tapınılan, bazen büyük bir güç çoğu zamanda karmaşa ve kaostur. Karmaşa ve kaos iman ettirir. Sahne kendisidir..
a.!!??
b.Hayal gücün odaklanmamışsa gözlerine güvenemezsin, gözlerinle gördüğün başka ne olabilir ki? HAYAL ET düzensizliği göreceksin!!
a.Çok basitsin,aynı zamanda itici bir konuşman var, üstelik herşeyi bildiğini düşünüyor gibisin, gerçekte benim kim olduğum umrunda bile değil, sıkıcı, ukala, kendini bilmez birisin...
b.Sen ne bilirsin ki? Benim bilmediğimi mi?

sükut-u hayal


"Biz"... olmayan.. "onlar"...

"Sen"... olmayan... "ben"...

"O" ... olan.. "o".. olmayan.. "o"...

"O" geriye kalan... o zaman...