1 Ocak 2009 Perşembe

MABET


Kendisinden tamamen alakasız bir yerde,
Yakınlaştıkça etten kemikten farksız bir canlı gibi
Hergün anlamsız geldikçe gidebildiğim
Bir mabet
Bir yakarış
Geçmişim
O...
Kendisinden tamamen alakasız bir yerde,
Kat kat toprağın altına
Onu yaratan tanrısının elleriyle oraya gömülmüş
Çok sevemediğim,
Ağladıkça farkettiğim
Tanrısının en sadık ve hırçın kulu
Geçmişim...
Geç...miş...im...

Yıllar Doğurgan mıdır Usta?!


Sınır 20 km kadar içeride... Sınır kapısında yüksek güvenlik önlemleri. Herhalükarda tehdit olabileceğimizi hissettiren makinalılar bize doğrultulmuş...

Kasrik geçidinin bitimine denk gelen Gabar'ın etekleri Irak'ta da bizi yalnız bırakmıyor...

Belli bir süre sonra Bağdat'a 50 km mesafede bir yerleşkede mola veriyoruz....

Dalları yanmış iki ağaç ortasında paraşüt iplerinden bozma bir hamak bağlı.. Bi çocuk peşmerge uyuyor... Yavaşça yaklaşıyoruz... Bir eli hamağa sıkıca tutunmuş diğer elinde bir keleş... Hafif bir tebessüm var suratında...

31 aralık 2007 günü. Havada petrol kokusu var...

Bozuk askeri uydulardan kendine bir anten yapan yaşlıca bir adam yıkık bir binanın içinde televizyonu onarmaya çalışıyor. Kendisine yılbaşını tv izleyerek mi geçireceğini soruyoruz...

Yılbaşı mı? Gazze de akrabalarım var onlardan haber almaya çalışıyorum diyor...

Gece iyice belirginleşiyor... Havaifişek mi top mermisi mi bilemediğimiz bir nedenden bir patlama sesi duyuluyor...

Yeni yıl hoşgeldin diyoruz....

Hepimize mutlu ve barış dolu bir yıl diliyoruz... DİLİYORUZ...

22 Aralık 2008 Pazartesi

ŞAH-IS


Biliyor musun
nereden?

Yaşamın en dibinden.
İçtenliğin en içinden.

Sen ve ben
neden
gelmişsek ve gideceksek
o yere, o yerden
kendiliğimizden,
gideceğiz ve geleceğiz
o yere
yeniden

.................................

Kendi olarak, sana gelen-
sana gereksinimi olmadan, seni isteyen-
sensiz de olabilecekken, senin ile olmayı seçen-
kendi olmasını, seninle olmaya bağlayan-
O, işte...
Oruç Aruoba

15 Aralık 2008 Pazartesi

Yazılmış Öyküler


Yazılmış öyküleri unutmalı...

Geçmişim geleceğimin ön sözü olmamalı...

Bir kuş havalanmalı bir kanat çırpışı ömre bedel olmalı...

Savurmalı, götürmeli...

Hem hayat hafızaya alınacak kadar destansı mı?

erdemler kendindeki karanlığı bilen ve isteyenlerin inkar ettikleri göz yaşı olsalardı...
uzaklar gidilen, bilinen, görülen, duyulan, yaşanılan yerler olmasalardı... sadece uzaklar...
......giderdim....

zamana ve umuda çaresizce sarılanlar...

Teatral gerçek...


a. Kafan karışık...
b.Öyle olmadığını söyleyemem...
a.Peki nasıl bu kadar soğuk kanlısın?
b.Karışık olan düzmecedir!Kendimi gerçeğe bırakırım..planlamam...
a.Gerçek olduğundan nasıl bu kadar eminsin?
b.Gerçek benle huzur verici bir yerden konuşur. Ben sadece sahneyi hazırlarım...
a.Ya karmaşa ve kaos..?
b.Sahnede onlara yer yoktur çünkü rol yapmayı bilmezler..
a.Pek mantıklı gelmiyor..!
b.Mantıkla açıklanamayan olaylar vardır... İnkar edenleri bile inananlara dönüştürür. Tapınılan, bazen büyük bir güç çoğu zamanda karmaşa ve kaostur. Karmaşa ve kaos iman ettirir. Sahne kendisidir..
a.!!??
b.Hayal gücün odaklanmamışsa gözlerine güvenemezsin, gözlerinle gördüğün başka ne olabilir ki? HAYAL ET düzensizliği göreceksin!!
a.Çok basitsin,aynı zamanda itici bir konuşman var, üstelik herşeyi bildiğini düşünüyor gibisin, gerçekte benim kim olduğum umrunda bile değil, sıkıcı, ukala, kendini bilmez birisin...
b.Sen ne bilirsin ki? Benim bilmediğimi mi?

sükut-u hayal


"Biz"... olmayan.. "onlar"...

"Sen"... olmayan... "ben"...

"O" ... olan.. "o".. olmayan.. "o"...

"O" geriye kalan... o zaman...

5 Aralık 2008 Cuma

Panik Atak



Çağımızın asıl vebası ve beni bu saate kadar ayakta tutan şey; PANİK ATAK

Eğer insan amaçsız yaşıyorsa veya yine o insan amaç yerine anlamayı tercih ediyor da anlamsızlaşıyor ve anlamsızlaştırıyorsa korkması, sıkışması ve aşağıdaki tüm şeyleri yapması (mı) gerekiyor... Böyle bir insan gerçeğin en büyük yanılsamasını yaşıyor olmalı; dünyada küçücük, anlamsız, hiç ve savunmasız olduğunu

Mideye bir şey çöküyor hissi

Avuç içlerinde terleme

Her tarafta sıcaklık hissetmek

Hızlı ve şiddetli kalp atışları

Ellerde titreme

Diz ve bacaklarda güçsüzlük veya esneklik

İç titremesi, titreme duygusu

Ağız kuruluğu

Boğazda yumruk hissi

Göğüste basınç

Hızlı nefes alıp verme

Bulantı veya ishal

Baş dönmesi, sersemlik, göz kararması

Gerçek dışılık hissi (rüyada gibiyim)

Açık olarak (net olarak) düşünememe

Bulanık görme

Kısmen felce uğramışlık duygusu

Ayrılma yada hayal gibi hareket etme duygusu

Çarpıntılar veya düzensiz kalp atışları

Ellerde, ayaklarda ve yüzde karıncalanma

Göğüs ağrısı

Bayılma hissi

Midede titreme heyecan

Soğuk ve ıslak eller


Bunlara da şu korkular ya da negatif düşünceler eşlik edebilir:


Ölmek üzereyim

Kalp krizi geçiriyorum

Aklımı yitirmek üzereyim

Kendimden geçmek üzereyim

Tıkanmadan öleceğim

Nefes almam mümkün olmayacak

İnme inecek,felç olabilirim

Kontrolümü kaybediyorum

Tansiyonum çok yükseldi ve beyin kanaması geçirmek üzereyim

BLUES


Bazı hikayeler vardır şans eseri veya başka bir mealden tesadüfen gerçekleşen fakat sanki üstün bir zekanın kusursuz bir planıymış gibi görünen. Bu bazı hikayelere konu olan bazı insanlar vardır. Bu ilginç olaylar tesadüf de olabilir bir plan dahilinde de ama emin olduğum birşey varsa o da insanın buna anlam kattığı...

İşte o tesadüf ve üstün zekaca planlanmış bir olaya denk gelen, zaten mana dünyası morfinlerle uyutulmuş, arafa kapatılmış bendenizin BLUES ile tanışması böyle birşeydir...

Kadınlar, zor şartlar, derin anlamsızlıklar, hüzün, sıkıntı ve efkar; bu içerikte seyreden bir hayata bu içerikte bir müzik tarzı denk gelince ilginç olmaz mı sizce de...

Bırakayım da BLUES konuşsun:

"Blues müziği yaşamdır, bugün yaşamakta olduğumuz gibi bir yaşam, geçmişte yaşamış olduğumuz gibi bir yaşam, inanıyorum ki yarın da yaşayacağımız bir yaşam, çünkü insanlarla, yerlerle ve olaylarla ilgisi vardır. İnanıyorum ki, insanlar, yerler ve olaylar var olmaya devam ettikçe, Blues her zaman var olacaktır. Hiçbir erkek yoktur ki, kadınları seven, hayatında hiç bir kadına aşık olmamış olsun. Hiçbir kadın yoktur ki, erkekleri seven, hayatında hiçbir erkeğe aşık olmamış olsun. Ancak bazen işler çok da iyi gitmez. İşler kötü gittiğinde, işte bu Blues'dur."

"B.B. KİNG"

"The Blues are the roots;
everything else is the fruits."

(Blues köklerdir, onun
dışında herşey ise meyveler.)


"WILLIE DIXON"


"Blues is easy to play,
but hard to feel."

(Blues çalması kolay
ancak hissedilmesi zordur.)

"JIMI HENDRIX"


"The Blues tells a story.
Every line of the blues has a meaning."

(Blues bir hikaye anlatır.
Her satırında bir anlam vardır.)

"JOHN LEE HOOKER"


"Bir keresinde bir otele kaydımı yapıyordum ve bir çift parmağımdaki 'Blues' yazılı yüzüğü gördü. Dediler ki, 'Blues çalıyorsunuz. O müzik çok hüzünlü' Onlara konser biletlerimden verdim, shovdan sonra yanıma geldiler ve dediler ki, 'Bir tane bile hüzünlü şarkı çalmadınız."

"BUDDY GUY"


"Blues, alçak ve titreten bir soğuktur,
Evet dinle şimdi.
Mmmm... alçak, titreten bir soğuktur. Sen bunu hiç yaşamadın, umarım hiç yaşamayacaksın."

"ROBERT JOHNSON"